izmit escort bayan

izmit escort | escort bayan izmit | gebze escort | kocaeli escort | kocaeli escort
bursa bayan escort görükle bayan escort bursa bayan escort görükle escort bayan bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bayan bodrum escort bayan alanya transfer
Bugun...


RAMAZAN AYDIN

facebook-paylas
‘Devlet Kapısı’ ve Memurlar
Tarih: 04-12-2019 11:08:00 Güncelleme: 04-12-2019 11:08:00


     Devlet dairelerinin, halk arasında ve halkın gözünde büyük bir saygınlığı ve önemli bir yeri vardır. Bu saygınlık ve önem- biraz da- buralarda  hizmet etmek üzere, ücret karşılığı  görevlendirilen  -kimine göre ayrıcalıklı(!) kimine göre sıradan vatandaşların- devleti temsil ediyor olmalarından  kaynaklanıyor.

    Tabi ki, asıl olan  ve  arzu edilen, devlet kapısı olarak da bilinegelen, buralardaki görevlilerin, görevini tam olarak yapması; halkın da gereken saygıyı göstermesi, değer ve önemi vermesidir.

    Fakat çoğunluk, devlete ait birim ve kurumların, işlevini tam olarak  yerine getirememesinden, kısmen de olsa, çağa ayak uyduramamasından, laçkalığından, hantallığından vs. şikayetçi.

    İnsanların, hele hele devletin çarkındaki kesimin, zihniyet yapısı ve hizmet   anlayışı; insanlığa hizmet  ekseninden ne kadar uzaklaşırsa, insanların da devlet imkanlarından, dolayısıyla, devlet kurumlarından istifade etmesi o oranda zorlaşıyor.

40 yıl önce gittiğiniz herhangi bir resmi dairede gördüğünüz başıboşluğu, bugün gittiğinizde de rahatlıkla –maalesef- görebilirsiniz. Belki, sadece  masaların üzerinde, daktiloların yerinde- birer klavye ve monitör  göreceksiniz.

Üzgünüm ki bunun dışındaki  manzara aynı manzara; aynı başıbozukluk, düzensizlik, vurdumduymazlık, çalışanların menfaat beklentisi, rezalet  vs.

    Birkaç sene önce, devletin en ciddi  yüzünü aksettiren kurumlardan biri olan bir vergi dairesine gittiğimde; masadaki görevli(!) memurenin, başındaki işlem bekleyen insan kalabalığına aldırış etmeden, çaycısından kullanmayıp biriktirdiği şekerleri, teker teker sayıp çaycıya tekrar satmakla meşgul olduğunu gördüğümde, tabiri yerindeyse, ‘sinir’ olmuştum.

    Bireyselliğin  ve egoizmin, insan ilişkilerinde, ön plana çıktığı günümüzde -   vatandaş olarak- devlet dairelerinde iş yaptırmak –maalesef- oldukça zorlaşmış durumda. Orada, vatandaşın işini yapmak üzere, yine o vatandaşın verdiği vergiden maaş alan bazı görevliler, sanki asli görevi değilmiş gibi (görevini tam olarak yapanları tenzih ederim), iş yapmak için ilgili vatandaştan -utanmadan sıkılmadan- ekstra bir menfaat bekleyebiliyor. Bu yapılan, kokuşmuşluk değildir de nedir?

    İşin en kötüsü ve en ilginci ise, bazı yerlerde, aynı kurumdaki amirlerin, emrindeki memur ve hizmetlileri çalıştıramaması, bunlara iş yaptıramaması. Özellikle bazı okullardaki hizmetliler (kadrolular!), ellerini arkalarında bağlayıp ayın 15’ine kaç gün kaldığını düşünüp ortalarda sallanırken, paçalarını sıvayıp sınıflarını temizleyen öğretmenleri gördükçe, insanın diyebileceği tek şey kalıyor:

    --“Pes doğrusu…Yazıklar olsun.”

    Devletin memuru mu? Milletin hizmetkârı mı?



Bu yazı 933 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI